top of page

AİHM Başvuru Usulü El Kitabı: AYM ve AİHM Başvurularında Teknik Bilgi ve İçerik Neden Hayati Önem Taşıyor?

  • Av. Şefik Karakış
  • 5 gün önce
  • 3 dakikada okunur

AİHM Başvuru Usulü El Kitabı: AYM ve AİHM Başvurularında Teknik Bilgi ve İçerik Neden Hayati Önem Taşıyor?

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuruları, klasik dava süreçlerinden çok farklıdır. Bu başvurular yalnızca “haklı olmakla” kazanılmaz. Çoğu zaman sonucu belirleyen şey, başvurunun hem usul kurallarına uygun hazırlanması hem de ihlal iddialarının doğru şekilde kurulmasıdır.

Tam da bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Usulü El Kitabı son dönemde özellikle AİHM ve AYM alanında çalışan hukukçuların dikkatini çeken kaynaklardan biri hâline gelmiştir.

Kitap, yalnızca AİHM sistemini anlatmakla yetinmemekte; aynı zamanda Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları bakımından da kullanılabilecek teknik ve içerik odaklı bir başvuru rehberi niteliği taşımaktadır.

AİHM ve AYM başvuruları neden teknik başvurulardır?

Birçok kişi AİHM veya AYM başvurularını klasik temyiz ya da istinaf başvuruları gibi değerlendirmektedir. Oysa bu yaklaşım ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Çünkü hem Anayasa Mahkemesi hem de AİHM, başvuruları öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri bakımından incelemektedir. Başvurunun esasına geçilmeden önce:

  • süre şartı,

  • başvuru yollarının tüketilmesi,

  • başvuru formunun doğru doldurulması,

  • eklerin eksiksiz sunulması,

  • ihlal iddiasının doğru temellendirilmesi,

  • olayların kronolojik ve sistematik anlatılması,

  • hangi temel hakkın ihlal edildiğinin doğru tespit edilmesi

gibi birçok teknik ve içeriksel unsur değerlendirilmektedir.

Özellikle AİHM bakımından küçük görünen bazı eksiklikler bile başvurunun idari olarak reddedilmesine yol açabilmektedir.

“Haklı olmak” tek başına yeterli değildir

AİHM uygulamasında çok güçlü ihlal iddiaları içeren bazı dosyaların yalnızca şekli eksiklikler nedeniyle incelenmeden reddedildiği bilinmektedir. Ancak sorun sadece teknik eksiklikler değildir.

Başvurunun içeriği, ihlal edilen hakkın doğru belirlenmesi ve şikâyetin doğru hukuki zemine oturtulması da en az teknik kurallar kadar önemlidir.

Çünkü AİHM önünde ileri sürülecek birçok şikâyetin temeli, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusunda atılmaktadır.

AYM başvurusu, AİHM başvurusunun temelidir

Türkiye’de AİHM’e yapılan başvuruların çok büyük kısmında Anayasa Mahkemesi etkili iç hukuk yolu olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle AİHM’e gitmeden önce Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun kapsamı son derece önemlidir.

Özellikle şu husus çoğu zaman gözden kaçmaktadır:

AYM önünde ileri sürülmeyen bir ihlal iddiası, çoğu durumda AİHM tarafından incelenmez.

Başka bir ifadeyle, kişi AİHM önünde ileri sürmek istediği bir şikâyeti önce Anayasa Mahkemesi önünde usulüne uygun şekilde dile getirmemişse, AİHM bu şikâyeti:

  • iç hukuk yollarının tüketilmediği,

  • şikâyetin usulüne uygun ileri sürülmediği,

  • başvurunun kabul edilemez olduğu

gerekçeleriyle reddedebilmektedir.

Bu nedenle AYM başvurusu yalnızca “zorunlu bir aşama” değildir. Aynı zamanda AİHM sürecinin hukuki temelini oluşturan kritik bir başvurudur.

İhlal edilen hakkın doğru belirlenmesi neden önemli?

Birçok başvuruda olay anlatımı yapılmasına rağmen hangi temel hakkın ihlal edildiği yeterince doğru kurulmamaktadır.

Örneğin:

  • adil yargılanma hakkı,

  • ifade özgürlüğü,

  • mülkiyet hakkı,

  • özel hayatın korunması,

  • kötü muamele yasağı,

  • suçta ve cezada kanunilik ilkesi

gibi hakların her biri farklı kriterlere ve farklı AİHM içtihatlarına tabidir.

Yanlış hukuki nitelendirme yapılması, başvurunun zayıflamasına veya bazı şikâyetlerin tamamen kaybedilmesine neden olabilmektedir.

Bu nedenle insan hakları başvurularında yalnızca olayların anlatılması yeterli değildir. Olayların hangi temel hak kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin de doğru belirlenmesi gerekir.

Kitap neden dikkat çekiyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Usulü El Kitabı özellikle uygulamaya dönük yapısıyla öne çıkmaktadır.

Kitapta:

  • AİHM’in kurumsal yapısı,

  • başvuru sürecinin işleyişi,

  • AİHM İçtüzüğü,

  • başvuru formunun doldurulması,

  • kabul edilebilirlik kriterleri,

  • uygulama talimatları,

  • idari ret nedenleri,

  • temel hak analizleri,

  • örnek kararlar,

  • teknik başvuru ayrıntıları

gibi konular ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

Özellikle uygulamacılar açısından dikkat çeken yönlerden biri, kitabın yalnızca teorik açıklamalarla sınırlı kalmaması; uygulamada yapılan teknik ve içeriksel hatalara da yoğun şekilde değinmesidir.

AİHM başvurularında en sık yapılan hatalar

Uygulamada özellikle şu hatalar sık görülmektedir:

  • başvuru formuna usule aykırı ek sayfa eklenmesi,

  • eksik belge sunulması,

  • nihai kararın yanlış belirlenmesi,

  • süre hesabında hata yapılması,

  • AYM başvuru formunun AİHM dosyasına eklenmemesi,

  • olay anlatımının sistemsiz hazırlanması,

  • ihlal iddialarının soyut bırakılması,

  • AYM önünde ileri sürülmeyen şikâyetlerin AİHM’de ileri sürülmeye çalışılması,

  • ihlal edilen temel hakkın yanlış belirlenmesi.

Özellikle son iki hata, AİHM başvurularında çok ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.

İnsan hakları başvuruları ciddi hazırlık gerektirir

Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları, yalnızca dilekçe yazımından ibaret süreçler değildir. Bu başvurular:

  • teknik bilgi,

  • güncel içtihat takibi,

  • insan hakları hukuku bilgisi,

  • temel hak analizi,

  • usul hâkimiyeti,

  • sistematik çalışma,

  • stratejik başvuru hazırlığı

gerektiren özel başvuru yollarıdır.

Bu nedenle uygulamada, hem teknik ayrıntılara hem de başvurunun içeriğine odaklanan kaynakların önemi her geçen gün artmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Usulü El Kitabı da özellikle AYM ve AİHM bireysel başvurularının teknik ve içeriksel yönünü anlamak isteyen hukukçular, akademisyenler ve başvurucular bakımından dikkat çeken kaynaklardan biri olarak öne çıkmaktadır.

Özellikle bireysel başvurularda yapılacak küçük bir usul hatasının veya eksik kurulmuş bir ihlal iddiasının telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği dikkate alındığında, AYM ve AİHM süreçlerinin uzmanlık ve ciddi hazırlık gerektiren alanlar olduğu daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır.

 
 
 

Yorumlar


karakıs_logo.png
  • Karakış Hukuk LinkedIn
  • Karakış Hukuk Instagram
  • Karakış Hukuk Twitter
  • Karakış Hukuk Facebook

© Karakış Avukatlık Bürosu | Tüm hakları saklıdır 

​1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 55’inci maddesine ve ilgili mevzuata uygun hazırlanan bu web sitesi, reklam amacı taşımamaktadır.

Designed by Purplemurple

bottom of page